Fibromiyalji, günümüzde en sık karşılaşılan kronik ağrı sendromlarından biri olmasına karşın, tanı ve tedavi sürecinde hâlâ önemli güçlükler yaşanan klinik tablolardan biridir. Hastaların yakınmalarının çeşitliliği, laboratuvar veya görüntüleme yöntemleriyle tanıyı destekleyen özgül bir belirtecin bulunmaması ve çok sayıda hastalıkla birlikte görülebilmesi, fibromiyaljiyi hem hastalar hem de sağlık profesyonelleri açısından zorlayıcı bir alan hâline getirmektedir. Otuz yılı aşkın meslek yaşamım boyunca fiziksel tıp ve rehabilitasyon, romatoloji ve algoloji pratiğinde binlerce fibromiyalji hastasını değerlendirme ve izleme olanağı buldum. Bu süreç bana, fibromiyaljinin yalnızca yaygın ağrıdan ibaret olmadığını; uyku bozukluğu, yorgunluk, bilişsel yakınmalar, egzersiz intoleransı, otonom belirtiler, periferik ağrı kaynakları ve psikososyal etkenlerin birbirini etkilediği karmaşık bir klinik durum olduğunu gösterdi. Hastayı doğru değerlendirebilmek için yalnızca ağrının yerini ve şiddetini sorgulamak yeterli değildir; hastanın yaşamını bütünüyle anlamak gerekir. Son yıllarda fibromiyaljinin patofizyolojisi konusunda önemli bilimsel gelişmeler yaşanmış; nosiplastik ağrı, merkezî duyarlılaşma, uyku fizyolojisi, nöroimmün mekanizmalar ve ağrı modülasyon sistemleri hakkındaki bilgilerimiz belirgin ölçüde artmıştır. Bununla birlikte, bilimsel yayınlarda yer alan bilgilerin günlük poliklinik uygulamasına aktarılması her zaman kolay olmamaktadır. Klinik uygulamada her hasta farklıdır ve tedavi kararları çoğu zaman yalnızca kılavuzlara değil, hastanın bireysel özelliklerine, eşlik eden hastalıklarına ve yaşam koşullarına göre şekillendirilmelidir. Bu gereksinimden hareketle geliştirdiğim Gür Fibromiyalji Modeli (GFM), fibromiyaljiyi tek boyutlu bir ağrı sendromu olarak değil; merkezî duyarlılaşma, uyku düzensizliği, yük dengesizliği, periferik nosiseptif katkılar ve düzenleyici sistemlerdeki bozulmayı birlikte değerlendiren bütüncül bir klinik yaklaşım olarak ele almaktadır. Modelin amacı yeni bir tanı sistemi önermekten çok, hastanın yakınmalarını anlaşılır bir bütün içinde değerlendirmeyi ve tedavi önceliklerini daha doğru belirlemeyi kolaylaştırmaktır. Bu kitap hazırlanırken temel hedefim, güncel bilimsel kanıtları kendi klinik deneyimimle birleştirerek günlük uygulamada doğrudan yararlanılabilecek bir başvuru kaynağı oluşturmaktı. Kitapta yalnızca fibromiyaljinin tanı ve tedavi ilkeleri değil; ayırıcı tanı, klinik değerlendirme, hasta eğitimi, farmakolojik ve farmakolojik olmayan tedaviler, egzersiz, rehabilitasyon, uyku yönetimi, uzun dönem izlem ve multidisipliner bakım anlayışı da güncel bilgiler ışığında ele alınmıştır. |