Flitreler
Kapat

Fonksiyonel Tıp

Stok durumu: Stokta yok
Ürün kodu: 9786059358453
Ücretsiz Kargo
₺162.00 KDV dahil
Payment Options

Dr.Mustafa ATASOY

Bana ayaküstü "Fonksiyonel Tıp dediğin nasıl bir şey?" diye soran doktor arkadaşlara bazen şu cevabı veririm: "Diyelim ki hastaya bir tanı koymak yasak. Hadi şimdi doktorluk yapalım. İşte tam olarak böyle bir şey, Fonksiyonel Tıp" Kaşları hafif çatık, yüzünde şüphe dolu bir ifade: "Nasıl yani?" der doktor arkadaşım. "Tanı koymayacağız? E n'olacak sonra peki?" "Bir düşünelim gene de, birlikte" derim ben. "Ne yapabiliriz bu durumda?"

Hastayı anlamak ve tedavi etmekte tüm yol haritasını çizme işini devrettiği "tanı" adı verilen "hastalık ismini" elinden aldığınız arkadaşınız, haklı olarak kendini sudan çıkmış balık gibi hisseder. Artık oyunun adı hastaya bir "isim vermekten" ibaret değildir. Aslına bakarsanız, önündeki hasta organizma ile ilk olarak o anda gerçek manada karşı karşıya kalmıştır. "Peki" der, "Madem tanı koymayacağız..

O zaman.. Bu hastada nasıl bir disfonksiyon oluşmuş, homeostazis dengesi nerelerde bozulmuş, buna bakmaya çalışacağız".
Böylece ilk anın şaşkınlığını üzerinden attıktan sonra, sudan çıkmış balık hissiyatı yerini bambaşka bir kavrayışa bırakmıştır. Birkaç saniye önce kendini çıplak ve silahsız kalmış sanırken, aslında Tıp Fakültesi'nden mezun olduğundan beri sahip olmadığı ölçüde geniş bir inisyatif ve hareket alanı elde ettiğini fark etmiştir. Yalnız ortada bir büyük sorun vardır: Bu geniş hareket alanı ve inisyatif olanağı içinde önündeki organizmaya nasıl bir sistematikle yaklaşacaktır? Almış olduğu eğitim buna dair bir şey değildir. Almış olduğu eğitimde izlemesi gereken yol, en pratik ve hızlı biçimde "ayırıcı tanı" yapmak ve bir an önce hastaya bir "isim" vermektir. Eğitimin odaklandığı merkez budur. Bu isim (tanı) bir kez verildikten sonra nelerin yapılacağı zaten kılavuzlarda yazılıdır. Artık düşünecek fazla bir şey yoktur. Aslında düşünmeye gerek de yoktur. Hadi doğruyu söyleyelim, o andan itibaren hastanın kim olduğu, hatta doktorun kim olduğu da, pratikte ancak bir dereceye kadar fark eder.
İşte, elinizdeki kitabı, "düşünmeye gerek bırakmayan" bu basite indirgeyici yaklaşım yerine "Bu hastanın hangi biyolojik sistemlerinde nasıl bir disfonksiyon oluşmuş da bu organizma homeostazı kaybetmiş.. Ne yapabiliriz bir bakacağız" yaklaşımını benimsemeye cesaret edecek yürekli doktor arkadaşlarımı, tam da böyle bir sistematiğin var ve işlerlikte olduğundan haberdar etmek için yazdım.

Fonksiyonel Tıpta biz de "tanı" koymaya çalışırız, evet. Ama peşinde olduğumuz tanı, o yapay "isim" değil, önümüzdeki bireye has altta yatan biyolojik disfonksiyonlardır

Dr.Mustafa ATASOY

Bana ayaküstü "Fonksiyonel Tıp dediğin nasıl bir şey?" diye soran doktor arkadaşlara bazen şu cevabı veririm: "Diyelim ki hastaya bir tanı koymak yasak. Hadi şimdi doktorluk yapalım. İşte tam olarak böyle bir şey, Fonksiyonel Tıp" Kaşları hafif çatık, yüzünde şüphe dolu bir ifade: "Nasıl yani?" der doktor arkadaşım. "Tanı koymayacağız? E n'olacak sonra peki?" "Bir düşünelim gene de, birlikte" derim ben. "Ne yapabiliriz bu durumda?"

Hastayı anlamak ve tedavi etmekte tüm yol haritasını çizme işini devrettiği "tanı" adı verilen "hastalık ismini" elinden aldığınız arkadaşınız, haklı olarak kendini sudan çıkmış balık gibi hisseder. Artık oyunun adı hastaya bir "isim vermekten" ibaret değildir. Aslına bakarsanız, önündeki hasta organizma ile ilk olarak o anda gerçek manada karşı karşıya kalmıştır. "Peki" der, "Madem tanı koymayacağız..

O zaman.. Bu hastada nasıl bir disfonksiyon oluşmuş, homeostazis dengesi nerelerde bozulmuş, buna bakmaya çalışacağız".
Böylece ilk anın şaşkınlığını üzerinden attıktan sonra, sudan çıkmış balık hissiyatı yerini bambaşka bir kavrayışa bırakmıştır. Birkaç saniye önce kendini çıplak ve silahsız kalmış sanırken, aslında Tıp Fakültesi'nden mezun olduğundan beri sahip olmadığı ölçüde geniş bir inisyatif ve hareket alanı elde ettiğini fark etmiştir. Yalnız ortada bir büyük sorun vardır: Bu geniş hareket alanı ve inisyatif olanağı içinde önündeki organizmaya nasıl bir sistematikle yaklaşacaktır? Almış olduğu eğitim buna dair bir şey değildir. Almış olduğu eğitimde izlemesi gereken yol, en pratik ve hızlı biçimde "ayırıcı tanı" yapmak ve bir an önce hastaya bir "isim" vermektir. Eğitimin odaklandığı merkez budur. Bu isim (tanı) bir kez verildikten sonra nelerin yapılacağı zaten kılavuzlarda yazılıdır. Artık düşünecek fazla bir şey yoktur. Aslında düşünmeye gerek de yoktur. Hadi doğruyu söyleyelim, o andan itibaren hastanın kim olduğu, hatta doktorun kim olduğu da, pratikte ancak bir dereceye kadar fark eder.
İşte, elinizdeki kitabı, "düşünmeye gerek bırakmayan" bu basite indirgeyici yaklaşım yerine "Bu hastanın hangi biyolojik sistemlerinde nasıl bir disfonksiyon oluşmuş da bu organizma homeostazı kaybetmiş.. Ne yapabiliriz bir bakacağız" yaklaşımını benimsemeye cesaret edecek yürekli doktor arkadaşlarımı, tam da böyle bir sistematiğin var ve işlerlikte olduğundan haberdar etmek için yazdım.

Fonksiyonel Tıpta biz de "tanı" koymaya çalışırız, evet. Ama peşinde olduğumuz tanı, o yapay "isim" değil, önümüzdeki bireye has altta yatan biyolojik disfonksiyonlardır

Kendi yorumunuzu yazın
  • Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir
  • Kötü
  • Mükemmel
Ürün etiketleri